Derde hemdert olmalı: Karabağlar’daki yanlıştan dönmek mümkündür
T24 Haber Merkezi
Barış Yıldırım
Maşallah, felek kepçesini dert kazanına daldırırken bize karşı pek cömert. “Boğuluyoruz dert bolluğundan.” Madencisinden komedyenine başımızda türlü bela döneniyor. “Dert bir değil bindir.” Ancak birimizin derdi binimizin derdi olduğunda işler yavaştan değişmeye başlıyor. Bunca derdin arasında kendi derdimizi dillendirmek bizi hafif mahcup da ediyor ama paylaşılmayan ağrı büyüyor. Memleket irili ufaklı ve hatta devcileyin bunca meseleyle uğraşırken biz de kendi derdimizi paylaşıyorsak mazur görün bizi; mazeretimiz var!
İzmir ve havalisindeyseniz mutlaka duymuşsunuzdur, Karabağlar Belediyesi’nde fiilen sosyolog ve sosyal çalışmacıolarak çalışan arkadaşımız Murat Mengirkaon, 9 yıldır çalıştığı görevinden temizlik işlerine sürgün edildi. Buna neden sürgün diyoruz, aşağıda açıklayacağım. Murat, durumu önce kurum için süreçlerle çözmeye çalıştı, çözülmeyince oturma eylemine başladı. Bu eylem hâlâ devam ediyor.
Murat Mengirkaon, müzisyen, besteci, yazar; halen müzikoloji alanında lisans üstü çalışmaları sürüyor. Bu yazıyı okuyan herkesin onun en az bir şarkısını duyduğuna yemin edebilirim ama ispatlayamam. Peki, yetenekli ve entelektüel insanlar temizlik işlerinde çalışamaz mı? Hayır, böyle bir iddiamız yok. Elbette çalışabilir. Meselemiz, Belediye İş ve Karabağlar belediyesi arasında imzalanan toplu iş sözleşmesine yapılan itirazın karşılığında bir cezalandırma olarak bu sözde rotasyon/özde sürgünün yapılmış olmasıdır. Belediye-İş sendikasının da işverene verdiği engin destek ve belki de “fiştek” ile böyle bir göreve sürülmesidir (bizde adet böyledir, sendikacıların çoğu işçiye değil patrona çalışır, çalışmayanları Başaran ve Gökay gibi içeri atarlar). Görev değişikliğinin tüm çalışanlar üzerinde bir tür boyun eğdirme aracı olarak kullanılması tüm belediyelerde neredeyse bir tür geleneğe dönmüş durumda. Velhasıl, Murat Mengirkaon Karabağlar Belediyesi, Sosyal Hizmetler biriminden Temizlik İşleri birimine rotasyon adı altında sürülmesi nedeniyle 24 Ağustos tarihinden beri belediye binası önünde oturma eylemi yapıyor.
Konuyu bilmeyenler ya da yakından takip etmeyenler için süreci ayrıntılı aktarmadan önce bizi üzen bir şeyden bahsetmek istiyorum. Karabağlar Belediyesi’nin başında, emek mücadelesinde ve haksızlıklara karşı direnişte sıklıkla yolumuzun kesiştiği, el sıkıştığımız, selamlaştığımız, şarkılarımızı defalarca dinlemiş olan, dostumuz olarak gördüğümüz bir isim var: Helil Kınay. Benim şu kadar yıllık hayatımda herhangi bir seçimde herhangi bir adaya destek vermişliğim yok, zaten Helil Hanım’ın seçim bölgesinde yaşamıyorum, seçim işlerinden de pek anlamam ama meslek örgütleri geçmişi olan Kınay’ın emekçilerin, Kürtlerin, demokratik kitle örgütlerinin desteği ile bu emekçiler ilçesinin başına geçtiğini biliyorum.
Muhaliflerin en büyük sınavı
Bu durum bizi bilhassa üzüyor. Çünkü tavrını ve dünya görüşünü emekten yana belirleyenlerin, sistem muhaliflerinin en büyük sınavı zindanlar, zulüm falan değil, iktidardır. İktidara geldiğinde o vakte kadar ki değerlerini koruyabiliyor musun; yönetimselliğin doğası gereği çevreni dolduracak olan bürokratik azınlığın seslerini aşıp dışarıdaki çoğulluğun ve içindeki senin sesini duyabiliyor musun; yozlaşmadan, otokratlaşmadan, kendini kaybetmeden yönetebiliyor musun? Bunlardır sınavın sonucunu belirleyecek olan.
Yalnızca yerel iktidarlardan bahsetmiyorum. Rüzgârın dindiği zamanlardan geçiyoruz ama böyle durgun zamanlar aynı zamanda fırtınalar anası olmakla meşhurdur. Eninde sonunda o fırtına çıkacak ve halk, burada ve başka yerlerde iktidarı alacak. O zaman bu sınavın âlâsı ile karşılaşacağız. Sovyetler ile ilgili, çoğu soğuk savaş ürünü olan safsataları tekrarlayacak değilim ama hiçbir sosyalist de tarihte emekçilerin iktidara geldiği her yerde böylesi sınavlardan geçtiğimizi yadsımayacaktır; tüm sınavları da yıldızlı pekiyi ile geçtiğimizi söyleyemeyiz herhalde.
İnsan kendinden gördüğü kişi ile de karşı karşıya gelebilir; düşünürlerin bazısına sorsak, asıl karşılaşmaların da böyle karşılaşmalar olduğunu söyleyecektir. Murat da emek mücadelesinde tüm çabasına rağmen kendini böylesi bir karşı karşıya gelişin içerisinde buldu.
Murat’ın karşılaştığı sürgün kararı ilk değil elbette. Karabağlar Belediyesi’nde birçok görev yeri değişikliği olduğunu, bunun yüzlerce emekçiyi etkilediğini biliyoruz; fakat böyle bir yönetim anlayışının, bunca hizmete ihtiyaç duyan bir emekçi semtinde çalışanlara da yerel halka da hayır getirmeyeceğini biliyoruz. Bunları bildiğimiz için ve Murat’ın görev yeri değişikliğini de açık bir sürgün ve mobbing uygulaması olarak gördüğümüz için, 20 Ağustos günü Karabağlar Belediyesi önünde emekçiler, sendikacılar, sanatçılar, yazarlar olarak bir basın açıklaması yaptık. Bundan önce de Murat bu meselenin sulh ile çözülmesi için girişimlerde bulunmuştu, basın açıklamasının ardından da bu çabasını sürdürdü. Bir sonuç çıkmayınca Murat Mengirkaon, 24 Ağustos gününde belediye önünde oturma eylemine başladı.
Murat Mengirkaon neden oturma eylemi yapıyor?
- İzmir’de belediyelerde sürgün, mobbing ve “havuz” gibi emekçi düşmanı uygulamalar vakayı adiyeden oldu. Karabağlar Belediyesi de rotasyon adı altındaki keyfi görev değişiklikleri ile birçok emekçiyi oradan oraya sürüyor. Çalışanının yanında olması gereken Belediye-İş sendikası, işverenin yanında durarak bu konuda hiçbir şey yapmıyor. Sendika, son Toplu İş Sözleşmesi’nde de çalışanların hakları konusunda anlamlı bir adım atmayı reddetti. Murat Mengirkaon bunu eleştirdiği için 9 yıldır fiilen çalıştığı sosyolog görevinden alınarak Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne sürüldü.
- “Tüm işler saygındır ama sürgün ve mobbing kabul edilemez” diyen Mengirkaon, kararın geri alınması yönündeki iletişim çabaları karşılıksız kalınca 20 Ağustos günü basın açıklaması yaparak belediyeyi bu hatadan dönmeye davet etti.
- Bu çağrı da karşılıksız kalınca 24 Ağustos Pazartesi günü belediye önünde oturma eylemine başladı.
- Hafta içleri mesai saatlerinde süren eylemi birçok sendika, demokratik kitle örgütü, aydın, sanatçı, yazar, şair, müzisyen ve duyarlı yurttaş ziyaret ediyor, sürgünü protesto eden metni imzalıyor. Bu konuda hazırlanmış bir diğer metin de önümüzdeki günlerde demokratik kitle örgütleri ve pek çok değerli sanatçı ve yazarın imzasıyla kamuoyuna açıklanacak.
- Oturma eylemi Karabağlar Belediyesi yanlış kararından geri alana kadar devam edecek ve bu karardan geri adım atılmadıkça yeni eylem biçimleri benimsenecek.
Murat Mengirkaon’un Karabağlar Belediyesi’ndeki sürgün ve mobbinge karşı yaptığı eylem ve dayanışma yerel, ulusal ve online mecralar dahil birçok haber kaynağında kendine yer buldu: Birgün, Evrensel, Yeni Yaşam (Bahadır Altan’ın “Helil Kınay’ın Emek Sınavı” yazısı), Sendika.org, Odak, İz Gazete, Haberler.com, Gündeme Bakış, Dokuzeylul.com (nedense haber daha sonra kaldırıldı), Köz, Umut-Sen, El Yazmaları vd.
Tüm bunlara gerek var mı?
Yok. Helil Kınay belki de kişisel tarihinin en güç zamanlarından birini yaşıyor. Mevcut düzen-içi parlamenter partilerle kişisel hiçbir bağımız olmamasına karşın, halkın iradesinin yok sayılmasını kabul etmediğimiz için 19 Mart’ın ardından Gündoğdu Meydanı’nda, butlan kararının ardından başka yerlerde birlikte olduğumuz; işçilere emekçilere destek etkinliklerinde, meslek örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin, hak örgütlüklerinin gecelerinde, emekçi buluşmalarında bir araya geldiğimiz, -tekrar vurgulamak isterim- dostumuz olarak gördüğümüz bir insanın bu durumu yaşaması ve bize yaşatması hazin.
Bazı olaylar vardır, insanın bütün hayatına damgasını vurur. Sürgün gibi, mobbing gibi, sarı sendikacılık gibi, emekçi haklarını yok saymak gibi bazı eylemler vardır ki insanın adı bunlarla bir kez anılınca, yarın öbür gün sarayların tepesine kızıl bayrağı dikecek olsa bile bunların gölgesi insanın üstünden kalkmaz.
Ne gerek var?
Murat’ın hangi işi yaptığı belli. Ben onunla sanat, müzik ve düşünce alanında birlikte işler yapıyorum, onun işyerinde çalışmıyorum ama onun nasıl çalıştığını biliyorum. Nereden mi? Bir gün -tarihin ironisi bu ya!- Karabağlar Belediyesi’nin açtığı bir parkta Helil Hanım’ın ve semt halkının sevincini paylaşmak için gönüllü olarak müzik yapmaya giderken ilçenin ücra, dar ve karmaşık sokaklarından geçiyorduk. Murat navigasyona falan ihtiyaç duymadan aracı tereyağından kıl çeker gibi hayatımda ilk kez geçtiğim onlarca sokaktan geçirerek bizi hedefe ulaştırdı. Arabanın bagajından enstrümanlarımızı çıkarırken sosyal yardıma ihtiyacı olan semt sakinleriyle görüşmeler yapmak için bu sokaklardan son 8-10 yılda yüzlerce kez geçtiğini, yüzlerce aileyle sosyolog olarak görüşmeler yaptığını, o sayede her sokağı çok iyi tanıdığını anlatmıştı.
Bu yüzlerce görüşmenin deneyimi öyle okullarla, kitaplarla biriktirilecek bir şey değil. Murat’ın yaptığı her işin ehli olduğunu bilen bilir. Lavtasını, sazını veya curasını çalarken, besteler yaparken, şiir veya makale yazarken esirgemediği titiz emeği, dayanışmaya ihtiyacı olan yoksul ailelere bu desteği en adil şekilde ulaştırmak için de hasrediyor. O zaman bunu uzatmaya ne gerek var? Biz ne iltimas istiyoruz ne terfi ne kayırmaca. Murat’ın 8-10 yıldır yaptığı iş, iyi yaptığı iş, bildiği iş ne ise onu yapmaya devam etmesini istiyoruz.
Sınıf mücadelesinin mütevazı bir sahnesi
Bizim kitabımızın başında dünyanın tarihinin sınıf mücadelelerinin tarihi olduğu yazar. Helil Hanım bu mücadeleyi iyi bilir, geçmişte birçok durumda işçi sınıfının ve emekçilerin yanında durmuştur ki dediğim gibi, bunların bazılarında yan yanaydık. Tek bir işçinin hakları ve onuru için direnmesinden proleter kitlelerin ayaklanmasına kadar bu mücadelenin çok farklı biçimleri vardır. Sınıf mücadelelerinde her sınıf kendi çıkarını savunur. Ezilen sınıflar kendi çıkarlarını savunduklarında patronlar karaçalma, prestijini zedeleme, iftira, söylentiler çıkarmadan sürgün, mobbing, işten atma, başka işlere ve angaryaya zorlamaya kadar muhtelif yöntemlere başvururlar. Çok zorlandıklarında da -Bağımsız Maden-İş’ten Başaran Aksu ve Gökay Çakır’ın başına geldiği gibi, daha önce Birtek-Sen’den Mehmet Türkmen’in başına geldiği gibi- tutuklamalara, gözaltılara kalkarlar. İşçiler, emekçiler tüm bunlara karşı emeklerini sınıf dayanışması ile savunurlar.
İşte bu dayanışmayı sergilemek için, aradan geçen iki haftada meslek örgütlerinden aydınlara, şairlerden müzisyenlere, yazarlardan sendikacılara, emeklilerden çeşitli siyasi partilere kadar yüzlerce insan başkanlık makamının da bulunduğu belediye binasının önüne geldiler. Şarkılar söyledik, sloganlar attık. Aramızda Helil Hanım’ın da arkadaşları, dostları var, birçok etkinlikte bir araya geldiği, birlikte mücadele ettiği insanlar var. Şunu da not etmeden geçemeyiz: Bu hak arama eylemine bunca insan, bunca kurum geldi de bir tek Murat’ın üyesi olduğu Belediye-İş gelmedi! Normalde dünyanın en tuhaf olayı sayılacak bu şeye biz bu ahir zamanda şaşmıyoruz bile, çünkü sendikacılığın ne denli kirletilmiş bir iş olduğunu göre göre yorulduk. Yine de, bir üyesi hakları için direnirken sendikanın işverenin bulunduğu mevziden burnunu çıkarmamasını da ibretle karşılıyoruz.
Ve Helil Kınay’dan Karabağlar Belediyesi’nin önündeki toplama iyi bakmasını rica ediyoruz. Biz onu sınıf mücadelesinin karşı tarafında değil bizim tarafımıza görmek isterdik. Murat’ın atacak geri adımı yok. İnsan; onurundan, mesleğinden, emeğinden geri adım atamaz. Bu yanlışı belediye düzeltmelidir. Çünkü yanlıştan dönmek mümkündür ve yenilgi değildir; Helil Hanım’ın yalnızca bu zamana kadar yaptığı ve savunduğu şeylerin devamı anlamına gelir, o kadar. Bu emekçi, Kürt, göçmen mahallesinde yapacağı çok şey var. Belediye, Murat’ı ve başka emekçileri rotasyon kod adlı sürgünlerle uğraştırmak yerine bunlara yoğunlaşmalıdır ve sarı sendikaya değil emekçilere kulak verirse bu görevi çok daha başarılı bir biçimde yapacağı da ortadadır.
İktidar sınavının yan etkileri olan “ben yaptım oldu” kestirmeciliği, “sözümün üstüne söz olmaz” kibri, “geri adım atarsam saygınlığım zedelenir” yanlış gururu bir kenara bırakılmalıdır artık.
Biz direndik daha da direniriz, dert değil. Ama kendini biz’in içinde hisseden herkes, dertlere yenisini eklemek yerine hemdert olmalı bence.
(Editör: Asya Tekyaşar)
The post Derde hemdert olmalı: Karabağlar’daki yanlıştan dönmek mümkündür first appeared on .